Özel Gün ve Gecelerimiz ve Beraat Gecesi Forumundan Berat Kandili Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Berat Kandili

    Reklam




    BERAT KANDİLİ


    'Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan, 44/1-4)

    Ayette geçen, 'mübarek gece'den maksat; Berat gecesidir. Kur'ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.
    Bu gecenin, dört adı vardır. "Mübarek gece", "Berae gecesi" "Sakk gecesi", "Rahmet gecesi". Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:


    Bu gecenin beş özelliği vardır:
    1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.

    2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.

    3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.

    4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.

    5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir.

    Hazreti Âişe (ranha) bu gecenin fazileti hakkında şunları anlatıyor:

    Günün birinde Hazreti Peygamber yanıma girdi. Elbisesini çıkardı. Aradan zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni şüphe, kıskançlık sardı. Ortaklarımdan birinin yanına gidecek sandım ve peşini takip ettim. Medine’nin kabristanı olan Bakîu’l-Garkad’da kendisine eriştim. Mü’minlere ve şehidlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime: ‘Anam babam sana feda olsun! Sen Rabb’ının rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim!’ diyerek döndüm. Soluk soluğa eve girdim. Arkamdan da Resülüllah (sav) girdi.

    -Neden böyle hızlı nefes alıyorsun?’ dedi.

    Ben,

    -Anam babam uğruna feda olsun. Yanıma gelip elbisenizi çıkardıktan sonra tekrar giyindiniz, beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim. Nihayet sizi kabristana giderken gördüm,dedim.

    Resul–ü Ekrem,

    -Resülüllah sana haksızlık edecek diye mi korkuyorsun?’ dedi.

    Ardından Cibril geldi ve şöyle dedi:

    -Bu gece Şa’bân’ın on beşinci gecesidir. Cenabı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesi koyunlarının sayısı kadar kimseyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece Allah; müşriklerin, kincilerin, akrabalarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz.


    Resul–ü Ekrem, elbisesini çıkardı.

    -Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misiniz? buyurdu.

    -Evet, sana anam babam feda olsun, dedim.

    Peygamber namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun müddet kaldı. Endişelendim, elimle yokladım. Elim, ayağının altına dokununca kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle niyaz ettiğini işittim:

    ‘Allah’ım! azabından afvına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.’
    Sabah olunca bunları Resul–ü Ekrem’e söyledim. O da,

    - Yâ Âişe, bunları öğrendin mi? dedi.

    -Evet yâ Resülüllah, dedim.

    Resuli Ekrem;

    -Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları bana Cibril öğretti ve secdede bunları okumamı ta’lîm buyurdu.’ dedi.”



    Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:


    "Her kim bu gece 100 rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O'nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar."

    "Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca."

    "Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna."

    'Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve; 'tevbe eden yok mu! Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim, hastalığından şifa isteyen yok mu ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen' der. Bu durum, sabaha kadar devam eder'
    'Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb'ı yüce Allah'a arz edilir. Ben de amellerimin oruçlu iken .ALLAHA ARZ EDİLMESİNİ İSTERİM



    Paylaş
    Berat Kandili Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allah’ım! azabından afvına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.

    Allah razı olsun



  3. 3
    Beraat Kandili

    Yüce Yaratanımızın bizler için sunmuş olduğu mübarek bir geceye, günahların bolca bağışlandığı, hatalar ve kusurlar için bağışlanma dileyenler için affın sağanak sağanak yağdığı yeni bir fırsat gecesine Beraat gecesine kavuşmuş bulunmaktayız. Rabbimize şükrediyoruz. Sevgili Peygamberimize O’nun Ehli Beytine ve Ashabına salat ve selam ediyoruz.
    Üç aylar denen ve inananlar için nice mükafatların tezahür ettiği bir zaman diliminin tam ortasında bulunuyoruz. Bu gece üç ayların tam orta gecesi. Bu gece Üç ayların ikincisi olan Şabanın 15. gecesi. Bu gece Beraat gecesi. Bu gece kurtuluş gecesi. Bu gece mağfiret gecesi. Bu gece af dileyenlerin günahı ne kadar çok olursa olsun, İsterse binlerce koyunun üzerlerinde bulunan tüyler kadar bile olsa affedildiği gece. Bu gece Rızık isteyenler için rızkın bolca verildiği gece. Bu gece dua etmek isteyenler için duaların ret olunmadığı bir gece. Bu gece dertleri olanlar için dertlerine şifa gecesi. Bu gece gönüllerin gecesi.

    Beraat, sözlükte “bir borçtan, ceza veya sorumluluktan kurtulma; temize çıkmak; uzak olmak; ilişkiyi kesmek” gibi anlamlara gelmektedir. Berâet gecesi, Şaban ayının 15. gecesi için kullanılan bir tabir olup, halk arasında berat gecesi de denmektedir. Berâet gecesi, Müslümanlarca kutsal sayılan, rahmet ve mağfiret gecesi, mü’minlerin dualarının kabul, günahlarının af olduğu bir zaman dilimidir.

    Sevgili Peygamberimizin hadislerinde bu gecenin önemine vurgu yapılmaktadır. İlgili hadisler şöyledir.
    “Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim!”
    “Allâh Teâlâ Şaban’ın 15. gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarının sayısından daha fazla kişiyi bağışlar”
    “Allah Teâlâ, Şabanın on besinci gecesi (Beraat gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asî olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.”

    Beraat gecesi Müslümanlar için önemli gecelerden birisidir. Bu gece mübarektir. Çünkü feyiz ve bereket insanlara gönderilir. Bu gece rahmettir. Çünkü bu gece hayrı isteyenin hayra kavuştuğu gecedir. Bu gece Beraattır. Çünkü günahlar bu gecede affedilmiş ve temizlenmiştir. Bu gece Şefkattir. Çünkü Allah’ın kullarına karşı şefkatiyle bu gece nice insanlar kirden temize çıkacaktır. Bu gece müjdedir. Çünkü Beraat kandili Ramazanın müjdecisidir.
    Bu gecede şu kulların arasında isek hemen bu hal ve vaziyeti terk edelim. Dualarımızın makbul olması, günahlarımızın af edilmesi, bu gecenin feyiz ve bereketinden tam olarak istifade etmek için kendimizde bu yaşantı şekillerinden birisi var ise hemen terk etme yolunu benimseyelim. Hata yapılmış olabilir. Aşağıda sayacağımız bir hadise başımızda olabilir. Ama vazgeçersek hatamız silinecek bu gece unutmayalım. Sevgili Peygamberimizin hadislerinde zikrettiği bu insanlar şunlardır.
    1-Allah'a şirk koşanlar.
    2-Ana-babalarına isyan eden, onlara asi olanlar.
    3-Alkollü içecekleri içmeye devam edenler.
    4-Büyücülük yapıp gaipten haber verme işiyle meşgul olanlar
    5-Müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenler
    6-Adam öldürüp, yaptığı bu büyük günahtan pişmanlık duymayanlar
    7- Gururlu ve kibirli olanlar
    8-Akrabalarla ilişkileri kesenler.

    Üç aylar ve bu aylardaki geceler diğer aylardan ve diğer gecelerden daha faziletlidir. Ahiret hayatının ebedi olduğunu hatırlarsak eğer bu gecelere daha bir ehemmiyet vereceğiz. Bu dünyadan ayrıldıktan sonra bir daha dönüş yok. Ne kadar ah etsek de, ne kadar üzülsek de ve ne kadar pişman olsak da bu hayata veda ettikten sonra dönüşümüz yoktur. Bu sebeple Beraat gecesinde gerçek beraatımızı gerçekleştirmek için ahiret hayatını –hayatımızın hiçbir zamanında unutmayacağımız gibi- bu gecede unutmayalım. Küçük hesapların peşine, geçici dünyanın aldatıcı sevgilerine takılmayalım. Sevgili Peygamberimizin bir hadis-i şerifini sizlerle paylaşmak isterim.

    الكَيِّس مَنْ دَانَ نَفْسَهُ ، وَعَمِلَ لِما بَعْدَ الْموْتِ ، وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَه هَواهَا ، وتمَنَّى عَلَى اللَّهِ الأماني
    “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır”

    Ömür çok kısa. Göz açıp kapanıncaya kadar geçmektedir. Hayat her an sona erebilmektedir. Geçen sene beraber olduğumuz, kendisiyle muhabbet edip gülüp eğlendiğimiz nice insanlar aramızdan ayrıldı. Bizlerde bir gün sevdiklerimizden, bu dünyadan ayrılıp gideceğiz. Hiçbir insan dünya hayatında baki değildir. Ölümle bitecek olan bu kısa dünya hayatında yapmış olduğumuz şeyler ahiret yaşantımızı belirleyecektir. İşte bu gecelerin önemi ölüm akla geldikçe bir kat daha artmaktadır. Çünkü bu geceler fırsat gecesidir. Günahlarımız için nasuh tövbesi edebilirsek ve bir daha yaptığımız hatalara dönmez isek, Rabbimizin rızası doğrultusunda yaşar isek Rabbimizin bizlere nice müjdeleri vardır. Allah-u Teala bir ayette şöyle buyurmaktadır.

    وَسَارِعُواْ إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَاالسَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ {} الَّذِينَ يُنفِقُونَفِي السَّرَّاء وَالضَّرَّاء وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَعَنِ النَّاسِ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ {} وَالَّذِينَ إِذَافَعَلُواْ فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُواْ أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُواْ اللّهَ فَاسْتَغْفَرُواْلِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ وَلَمْ يُصِرُّواْ عَلَىمَا فَعَلُواْ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
    “Rabbinizin bağışına, genişliği gökler ile yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar (:müttekîler, takva sahipleri) için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Onlar, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir. Allah, iyi davrananları sever. Yine onlar, çirkin (fâhişe:günah) bir iş yaptıkları, yahut kendilerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işlediklerinde (günahta) ısrar etmeyenlerdir.”

    Kandil geceleri günahlarla kararmış gönüllerimize Rahmet kandillerinin yandığı gecelerdir. Kandil geceleri İlahi ışığın hayatımızı aydınlattığı gecelerdir. Kandil geceleri günahlarımızdan arınmamız vesilesi ile manen ışıldadığımız gecelerdir. Kandil geceleri dualarımızın çokça makbul olması vesilesi ile hayatımıza yeni bir güneşin doğduğu gecelerdir. Bu gecelerden haberdar olalım. Bu gecelerin feyiz ve bereketinden azami şekilde istifade etmeye çalışalım. Paslanan kalplerimizi bu gecelerin hürmetine aydınlatmaya çalışalım. İlahi rahmetin kapanmadığı kapılardan içeri girelim. En Sevgilinin hürmetine Rabbimizin sevdiği kullar olmaya gayret edelim. Razı olunan ve razı olduğumuz bir hayatı yaşamak elimizdedir. Dünya ve ahiret huzuru bizi beklemektedir. Yeter ki unutmayalım.
    Yeter ki uyumayalım. Manevi uykudan kalkalım. Kalplerimizin gözünü açalım. Yüzümüzü Rabbimize, O’nun dinine, O’nun kitabına ve O’nun Peygamberine dönelim. Hiç beklenmediğimiz anda yardımlar gelecektir. Sıkıntılarımız anında hafifleyecektir. Maddi ve manevi hastalıklarımız şifa bulacaktır. Dünyamız ve ahretimiz pür nur olacaktır.

    Bu gecelere has ibadetler teşekkül etmek doğru değildir. Ancak bu gecelerin feyiz ve bereketinden istifade etme yolları da elbette gözetilmelidir. Öncelikle şu hususu vurgulamak isterim. Şaban ayı Peygamberimizin ayıdır. Bu ayda ve özellikle bu gecede Sevgililer Sevgilisine salat ve selam getirelim. Yüce Rabbimizi bir ayette şöyle buyurmaktadır. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.”Tövbe ve istiğfarda bulunalım. Çünkü bu gecede Rabbimizin Efendimizin diliyle bizlere müjdesi var. Bu müjdeden yararlanmak için günahlarımıza, isyanlarımıza ve hatalarımıza tövbe edelim, bağışlanma dileyelim. Çünkü Yüce Allah tövbe edenin tövbesini kabul etmektedir.

    Bir rivayette Kur’an-ı Kerim’in dünya semasına toptan indirildiği gecedir Beraat gecesi. Bu gecede Kuran-ı Kerimi bizlerde gönlümüze indirmeliyiz. O’nun manevi feyzinden istifade etmeliyiz. Okumalı, anlamalı ve hayatımıza aktarmalıyız. Sadece kendimiz için değil okuduklarımızdan hasıl olan sevabı ise geçmişlerimize göndermeyi de ihmal etmemeliyiz. Çünkü Kur’an-ı Kerime yaşayanlar kadar ölmüş olanların da ihtiyaçları vardır.

    Efendimiz bu gecede dua edenin duasının kabul olacağını müjdelemektedir. Bu gecede dua etmek de yapacağımız ibadetlerden olmalıdır. Dua ibadettir. Yapıldığı anda ibadet yapılmış sevabı alınmasının yanı sıra kişinin istekleri Yaratan tarafından kendisine verilir. Dua Allah’ı Rab olarak bilmektir. Çünkü el açan el açılandan acizdir. Dua acizliğin ifadesidir. İsteyen istediği şeyin acizidir. İnsan olarak ihtiyaç duyup da istemeyeceğimiz ne vardır ki. İnsan olarak muhtaç olmadığımız ne var ki bu dünyada. Bu sebeple asıl istenmesi gerekenden Allah’ımızdan bu gece çokça isteyelim. Günahı istemeyelim, yanlışa meyletmeyelim.
    Güzel olanı, kendimize, sevdiklerimize ve bütün insanlara hayır getirecek şeyleri isteyelim. Sadece kendimiz için değil, ailemiz, milletimiz, bütün Müslüman kardeşlerimiz ve insanlık için isteyelim.
    Zikir kışa dönmüş kalplerimizi bahara çevirir. Zikir ölmüş ruhlara hayat verir. Allah’ı zikretmek insanın bitmek tükenmez bilmeyen isteklerini bitirir. Zikir bir avuç topraktan başka doymayacak olan nefsimizi doyurur. Zikir ruhu teskin eder. Zikir kemal yolunun anahtarıdır. Zikir arifliğe doğru yol almaktır… Bu gecede zikir bizlere güzellikler katacaktır.
    Tatmin olmayan kalbimizi tatmin edecektir. Bu gecede Rabbimizi zikretmeyi unutmayalım.
    Sevinç tek taraflı değildir. Mutluluk tek başına kişiye gerçek güzelliği getirmemektedir. Paylaşmak asıldır. Bir ekmek paylaşıldığı zaman tatlıdır. Bir sevgi paylaşıldığı zaman artar. Bu gece mutluluğumuzu paylaşalım. Bu gece maddiyatımızı paylaşalım. Bizde olanları olmayanla ulaştıralım. Huzur evlerinde bizleri bekleyenler var. Hastanelerde bizleri hasretle bekleyenler var. Çocuk esirgeme kurumlarında başının okşanmasını bekleyen yetimlerimiz, kimsesizlerimiz var. Yapmış olduğu bir hata yüzünden cezaevlerinde, ıslahhanelerde olanlarımız var. Onlara gidelim. Sevgimizi, muhabbetimizi uzatalım.
    Bu dünyada Sevgiden mahrum olan hiçbir kimse kalmasın bu gece. Onları Allah’ı hatırlatalım. Yardım edenlerin en hayırlısının ve en güzelinin Allah olduğunu unutmayalım unutturmayalım. Başımıza hiçbir şey gelmez demeyelim. Başına sıkıntı gelmişlere el uzatalım gönül açalım. Merhamet edelim ki merhamete nail olalım.

    Allah merhametlidir merhamet edeni sever. Herkese merhamet edelim. Allah affedicidir affedenleri sever. Affedelim. Küslüğü bir kenara bırakalım artık. Allah şükredenlerin maddi ve maneviyatını çoğaltır, bize iyilik de bulunanlara teşekkür edelim. Allah kusurları bağışlar, hatalarımız için insanlardan özür dileyelim.
    Namaz dinin direğidir. Direklerimizden bazıları eksik kalmış olabilir. Bu gecede dinimizin direği olan namazı çoğaltalım. Geçmişte kılamadıklarımızı kılmaya çalışalım. Kötülükten arınmanın yolu namaz iledir. Bu geceden istifade etmek namaz iledir. Hayatı anlamlandırmanın en temel yolu namaz iledir.
    Yüce Rabbim Beraat kandilinizi mübarek eylesin. Günahlarımızın affına vesile eylesin.
    Habibinin şefaatine bizi nail eylesin. Sevdikleriyle ve sevdiklerimizle beraber nice mübarek geceleri, manen en üst seviyede yaşamayı bizlere nasip eylesin. Vatanımıza dirlik, milletimize birlik nasip eylesin. Bizi birbirimizden ayırmasın. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin. Geçmişlerimize rahmet geleceğimize hayırlar ihsan eylesin. Hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva ve borçlu olan kardeşlerimize borçlarını ödeme kolaylığı nasip etsin.

    Bu temenniler ile mübarek Beraat Kandilinizi tebrik eder, Milletimiz ve Tüm İslam Alemi için hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ederim.
    Allah’a emanet olsun. Geceniz hayırla, kalbiniz imanla, gönlünüz O’nun ve Rasulullah’ın sevgisiyle, mideniz helal lokmayla dolsun.




  4. 4
    Rabbim sizlerden ebeden razı olsun



  5. 5
    BERAT GECESİ (BERAAT KANDİLİ) NEDİR

    Şâban ayının on beşinci gecesi.

    Berat Arapça berâe-berâet kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Berâet, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelir. Şâbanın on beşinci gecesinde müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yükünden kurtulacağı umularak bu geceye Berat gecesi denmiştir. Berat gecesi için Arapça eserlerde “şâbanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (الصك=belge) gecesi” mânalarına gelen terkipler kullanılmaktadır.

    Berat gecesi müslümanlarca kutsal sayılmış, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla ibadet edilmesi âdet halini almıştır. Hz. Peygamber’in, “Allah Teâlâ -rahmetiyle- şâbanın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar” buyurduğu rivayet edilmiştir (Tirmizî, “Savm”, 39; İbn Mâce, “İkāme”, 191). Diğer bir rivayete göre de Hz. Peygamber, “Şâbanın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der” buyurmuştur (İbn Mâce, “İkāme”, 191). Ancak eserlerinde bu hadislere yer veren Tirmizî ve İbn Mâce, bunların sened* yönünden zayıf olduğuna da işaret etmektedirler. Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kâbe istikametine çevrilmesinin hicretin ikinci yılında Berat gecesinde vuku bulduğunu kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.

    Bu rivayetlerle, Hz. Peygamber’in şâban ayına ve özellikle bu ayın on beşinci gecesine ayrı bir önem vererek onu ihya ettiğine dair diğer rivayetleri göz önüne alan bazı âlimler bu geceyi namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve dua ederek geçirmenin sevaba vesile olacağını, bu geceye mahsus olmak üzere belli bazı ibadet ve kutlama şekilleri ihdas edip âdet haline getirmenin ise dinde yeri bulunmadığını söylemişlerdir. Kaynakların belirttiğine göre Berat gecesine ait özel bir namaz yoktur. Gazzâlî, bu gece her rek‘atında Fâtiha’dan sonra on bir İhlâs okunmak suretiyle kılınacak yüz rek‘at veya her rek‘atında Fâtiha’dan sonra yüz İhlâs okunan on rek‘at namazın çok sevap olduğuna dair bir rivayet naklettiği halde (İhyâǿ, I, 203), İhyâǿü Ǿulûmi’d-dîn’deki hadisleri tenkide tâbi tutan Zeynüddin el-Irâkı (a.e., I, 203, dipnot 1) ile Nevevî bunun aslının olmadığını söylemişlerdir. Bu namazın bir bid‘at olduğunu kaydeden Nevevî, bu konuda Kūtü’l-kulûb ve İhyâǿü Ǿulûmi’d-dîn’de geçen rivayete aldanılmaması gerektiğini söylemekte (el-MecmuǾ, IV, 56), Ali el-Kārî de bu rivayetin uydurma olduğunu belirterek Berat gecesi namazının 400 (1010) yılından sonra Kudüs’te ortaya çıktığını kaydetmektedir (el-Esrârü’l-merfûǾa, s. 462). Bu namazın ilk defa 448 (1056) yılında Kudüs’te Mescid-i Aksâ’da kılındığına ve zamanla yaygınlık kazanarak sünnet gibi telakki edildiğine dair bir rivayet de nakledilmektedir (Ali Mahfûz, s. 288). Ancak Fâkihî’nin (ö. 272/885’ten sonra) Mekkeliler’in bu geceyi Mescid-i Harâm’da ihya ettiklerine ve bazılarının 100 rek‘atlı bir namaz kıldığına dair rivayeti (bk. Ahbâru Mekke, III, 84) dikkate alınırsa bu namazın daha önceden de kılındığını söylemek mümkündür.

    Duhân sûresinde (44/3) Kur’an’ın “mübarek bir gecede” nâzil olduğu ifade edilmektedir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre burada işaret edilen gece Kadir gecesidir. Çünkü diğer âyetlerde Kur’an’ın ramazan ayında (el-Bakara 2/185) ve Kadir gecesinde (el-Kadr 97/1) indirildiği belirtilmektedir. İkrime b. Ebû Cehil’in de dahil olduğu bir grup âlim ise Duhân sûresindeki âyetle Berat gecesine işaret edildiği kanaatindedirler. Bu takdirde Kur’an’ın tamamının Berat gecesi levh-i mahfûzdan dünya semasına indiği, Kadir gecesinde de âyetlerin peyderpey inmeye başladığı şeklinde bir yorum ortaya çıkmaktadır. Nitekim bazı müfessirler bu görüşü benimsemişlerdir (bk. Elmalılı, V, 4293-4295).